Rasyomed ile Sağlıklı Sohbetler-9

Bu ay Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Sayın Doç. Dr. Aslı Doğruk Ünal ile metabolizmaya bağlı hastalıkları, bu hastalık risklerini azaltabilmek için neler yapılabileceğini, endokrinoloji alanında ne gibi süreçlerden geçildiğini ve daha pek çok konuyu görüştük.  

1. Merhaba bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Tıp eğitimi almaya nasıl karar verdiniz? Uzmanlığınızı seçmenizde neler etkili oldu? 

Merhaba ben, Doç. Dr. Aslı Doğruk Ünal. 1974 Bursa doğumluyum. Şu an Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı olarak çalışmaktayım. Liseyi Bursa Kız Lisesi’nde okudum. Matematiği çok seviyordum, sayıların içinde kaybolmak çok hoşuma gidiyordu. Yazın canım sıkılınca ya kitap okurdum ya matematik sorusu çözerdim. Çocukluğumdan beri hep incelemeyi ve olayları irdelemeyi çok severdim ve insanların faydasına bir iş yapmak istiyordum. Lise son sınıfta matematiği bu kadar sevdiğim için matematik öğretmeni olmaya karar vermiştim. Bizim zamanımızda sınavdan önce tercihler yapılıyordu ve ÖSYM’e gönderiliyordu. Bende ilk tercihime en yüksek puanlı orası olduğu için Boğaziçi Matematik öğretmenliğini yazmıştım, bunu okuldaki öğretmenlerime gösterdiğim zaman bana sen çok yüksek puan alacaksın, daha yüksek yerleri yazmalısın diyerek tercihlerimin üzerini çizip mühendislik ve mimarlık yazdılar. Mimarlığa hiç ilgi duymadığım için evde bir daha düşündüm ve mühendislik olabilir ama insanlarla iç içe olabileceğim onlara faydalı olabileceğim öğretmenlik kadar kutsal diğer bir mesleğin doktorluk olacağına karar verdim. 1991 yılında en üstteki tek tıp tercihim olan Cerrahpaşa İngilizce Tıp’ı kazandım. Tıp okurken iç hastalıkları konusunda ihtisas yapmaya karar verdim. Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda 5 yıl ihtisas yaptım. İhtisasım süresince hormonların birbiri ile olan ilişkisinin aynı matematik gibi olduğunu keşfettim ve üst ihtisas olarak sadece endokrinolojide karar kıldım. Yine Başkent Üniversitesi’nde 3 yıl Endokrinoloji yan dalı yaptım ve 2017 yılından beride Endokrinoloji doçenti olarak çalışıyorum. 

2. Genel olarak endokrinoloji ve metabolizma uzmanı ne gibi hastaların tedavisi ile ilgilenir? 

Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı en çok tiroid hastalıkları, diyabet, obezite ve polikistik over sendromu hastalarını tedavi ediyor. Ama ayrıca hipofiz hastalıklarından Cushing hastalığı, akromegali, prolaktinoma ve diğer hipofiz tümörleri; osteoporoz ve kemiğin metabolik hastalığı olan Paget hastalığı; dislipidemi dediğimiz kolesterol ve trigliserid yükseklikleri adrenal bez hastalıkları da tedavi ettiğimiz diğer hastalıklardır.  

3. Pandemi döneminde enfekte vakalarla çok sık karşılaştığınızı düşünüyoruz. Bu süreç sizin için nasıl geçti? 

Pandemi döneminin başlangıcında herkes gibi çalıştığım hastane pandemi hastanesi olduğu için hepimiz Covid servisinde görev aldık. Hatta bazen normal poliklinikleri kapatmak ve sadece acil hastaları kabul etmek zorunda kaldık. Pandeminin başlangıcından itibaren COVİD-19’un yayılım biçimi ve hızını görünce düşüncem bunun hemen geçmeyeceği ve aşı bulunsa, herkes aşılansa bile bu sürecin 3-4 yıl alabileceği yönündeydi. Gerçekten hastalar hastane ortamına giremediler, çok acil olmadığı sürece muayenelerini ertelediler. Bu nedenle hastalarıma daha rahat ve izole bir ortamda hizmet verebilmek için kurumsaldan ayrılıp kendi özel ofisimi açma kararı aldım. Yaklaşık 10 aydır muayenehanemde hasta kabul ediyorum. Yıllardır takip ettiğim hastalarımdan da olumlu geri dönüşler oldukça çok önemli bir zamanda doğru karar aldığımı görüyorum. 

4. Metabolizmanın hızlı ya da yavaş çalışmasına bağlı olarak kilo kaybı ve artışının gözlendiğini biliyoruz. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? Genetik yatkınlık mıdır yoksa yaşamımızı düzenleyerek bu durumu iyileştirebilir miyiz? 

Metabolizmanın hızlı ve yavaş çalışmasında genlerin, cinsiyetin ve yaşın önemli bir rolü vardır. Ama bunların metabolizma çalışması üzerine etkisi %30 kadardır ve bunlar değiştiremeyeceğimiz faktörlerdir. Hormonal bir dengesizlik olmadığı sürece şanslıyız ki %70 değiştirebileceğimiz faktörler etkilidir. Bunlar beslenme, egzersiz, uyku gibi kalıcı yaşam biçim değişikliklerinin sağlanmasıdır. Morbid obezitesi olan veya obezite ile ek metabolik ve kardiyovasküler hastalığı olanlarda ilaç tedavisi ile de metabolizmanın daha hızlanması sağlanabilmektedir. 

5. Günümüz insanının sizin uzmanlık konunuzda karşılaştığı en önemli rahatsızlıklar nelerdir? Tedavi süreçleri nasıldır? 

Endokrinoloji konusunda Türkiye’de hastalarımızın karşılaştığı en önemli sorun belli bölgelerde bu dalda uzman doktorun ya çok olması veya hiç olmamasıdır. Bunun dışında da bazı endokrinolojik rahatsızlıklarda tanı koyabilmek için uzun sürede sonuçlanabilecek, hatta bazen aynı testleri birkaç kez isteyip netleştirmek zorundayız. Hastalar bu konuda bazen testlerini yarım bırakıp vazgeçebiliyorlar. Yine endokrinolojik hastalıklar kronik rahatsızlıklardır, tedavisi operasyon bile olsa operasyon sonrası ilaç tedavisi ve takibi gerekir, bu da genellikle hastada bıkkınlığa sebep vererek neden iyileşmiyorum diye sorgulamalarına neden olabilmektedir. Biz endokrinoloji uzmanları bıkıp usanmadan hastaya hastalığını en başından anlatıp, yeri geldiğinde onun psikolojisini destekleyerek tedaviye uyumunu sağlamak zorundayız. 

6. Sağlık sektöründe dijitalleşmeyi nasıl bir noktada görüyorsunuz? Türkiye pandemi döneminde pek çok Avrupa ülkesine göre bu korkutucu sınavı daha rahat atlatıyor gibi görünüyor. Sağlık sektörümüzü daha ne gibi şekillerde iyileştirebiliriz? Hangi noktalarda iyileştirmeye ihtiyacımız bulunuyor? 

Sağlıkta dijitalleşme; hastalara sunulan bakım ve tedavi hizmetlerinin daha etkin ve kaliteli bir şekilde verilmesini sağlamaktadır. Yine dijitalleşme özellikle Türkiye’de Avrupa’ya göre daha eksik olduğumuz kendi istatistiki verilerimizi oluşturmamıza da yardımcı olacaktır. Türkiye’de tüm uzman hekimler çok hasta gördüğü için pratik bilgileri Avrupalı hekimlere göre çok fazladır, bu da pandemi dönemininde Türkiye’nin sağlık sektöründe daha rahat atlatmasını sağlamıştır. Türkiye’de özellikle kurulması gereken sistem aile hekimliği sisteminin tam işler hale geçirilmesi özellikle acillerde ve hatta polikliniklerde bile gereksiz yığılmanın önüne geçilmesini sağlayacaktır. Bu da hekimin hastasına ayıracağı süreyi arttıracak hem hasta hem hekim memnuniyetini yükseltecektir. Her sektörde olduğu gibi yapılan işin kalitesi sadece kantitatif değil kalitetif de olmalıdır. 

7. Tıp eğitimi almanın yanında sizin gibi çift uzmanlığa sahip olmak isteyen genç arkadaşlarımıza neler önerirsiniz? 

Benim ailemde de yeni uzmanlığa ve hatta tıp fakültesine başlayan birçok yeğen ve kuzenim var. Onlara da söylediğim gibi bu iş uzun ve meşakkatli bir süreç. 24 yaşında tıp fakültesi bitiyor ama çift uzmanlık yapmaya karar verirseniz en erken 30 yaşında uzman oluyorsunuz ve Türkiye’de her iki uzmanlık için ayrı ayrı mecburi hizmet yapmak durumundasınız. Tabii ki tüm uzmanlık dallarında olduğu gibi yaşam boyu bilgilerinizi güncellemek zorundasınız. Tüm bunları önceden hesaba katarak gönülden istemek gerekli, çünkü yapacağınız iş sizin bir ömür boyu mesleğiniz olacak.  

8. Son olarak neler söylemek istersiniz? 

Bana hem kendimi hem de özellikle uzmanlığımı tanıtma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Birçok tıp fakültesinde okuyan hastam var, onlarla da bu süreci konuşuyoruz. Tıp aynı zamanda bir usta çırak ilişkisidir, o nedenle beni yetiştiren tüm hocalarıma çok şey borçluyum ve her zaman benden bir şey öğrenmek isteyene de tüm bildiklerimi sonuna kadar aktarmaktan çok mutluluk duyuyorum. Buna bir ölçüde aracılık ettiğiniz için sizlere tekrar teşekkür ederim. 

Önceki
Sonraki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir